Lütfen bekleyin..



Disüri Nedir? Disürinin Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Disüri Nedir? Disürinin Belirtileri, Nedenleri ve Risk Faktörleri Nelerdir Tedavisi Nasıldır? Korunmak İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

Disüri Nedir?
Disüri ağrılı idrar yapma olarak tanımlanır. Ağrı işeme sırasında yanma şeklinde tarif edilir ve genellikle erkekte penis ucunda hissedilirken kadında üretrada hissedilir. Miksiyon başlarken ağrı oluyorsa üretral, miksiyon sonunda ağrı oluyorsa (strangüri) öncelikle mesane kökenli bir patolojik durum akla gelmelidir. Disüri genellikle üriner enfeksiyonun ilk semptomudur ve sıklıkla sık idrara çıkma ve acil işeme hissi (urgency) ile birliktedir.
Disürinin en sık sebebi olan üriner enfeksiyonlar (%80-90 etken Escherichia coli) karşılaşılan en sık 20 hastalıktan biridir. Disüri en sık cinsel aktif (25-54 yaş) kadınlarda görülür. Bakıma muhtaç yaşlılarda ve özellikle huzur evinde kalanlarda üriner enfeksiyonun sebep olduğu disüri oranları yüksektir.
Disüri Nedenleri:
En sık nedenleri üriner sistem enfeksiyonları, mesane veya üretranın enflamasyonu (mesane ve üreter alt uç taşları), erkeklerde üretranın mekanik iritasyonu ve prostatit, kadınlarda ise üretrit, sistit ve vajinittir. Mesane tümörü, karsinoma in situ, üriner sistem tüberkülozu, interstisyel sistit, genitoüriner trakt malformasyon ve anomalileri, nörojenik durumlar, travma, psikojenik durumlar ve hormonal durumlar daha seyrek görülen diğer nedenlerdir. Üriner sistem hastalıkları dışında disüri, anüs ve rektum hastalıkları, kadın genital sistem hastalıkları, nörolojik hastalıklarla birlikte de görülür.
Bebek ve çocuklarda disüriye daha az rastlanmaktadır. İnfantil dönemde üriner enfeksiyonun ilk bulgusu ateş ve sepsis belirtileri olabilir. Bebek ve çocuklarda çok kötü kokulu idrar, ateş, sık idrara çıkma görülmektedir.
Disüri çocuklarda kış mevsiminde daha sık görülen bir durumdur. Uzun süre idrar tutma alışkanlığı olan (oyun sebebiyle) çocuklarda da üriner enfeksiyon ve disüri sıklığı artmaktadır.
Erişkin kadınlarda disüri sıklığı erişkin erkeklerden 10 kat fazla iken yaşlı kadın ve erkeklerde görülme sıklığı hemen hemen aynıdır. Yaşlı erkeklerde artan Benign Prostat Hipertrofisi ve buna sekonder gelişen sistit ve prostatit, disüri oranlarını yaşlı kadınların seviyesine çıkartan önemli patolojilerdir.
Somatizasyon bozukluğu, major depresyon, stres bozuklukları, anksiyete, madde bağımlılıkları, histeri ve cinsel istismar maruziyeti de disüriye sebep olan psikolojik durumlardır.
Hipoöstrojenizm, endometriozis, vajinal atrofi, kuruluk ve epitelyal enflamasyon disüriye sebep hormonal durumlardır.
Mesane tümörü, karsinoma in situ, böbrek ve üreter tümörleri, prostat tümörü ve üriner sistem taşlarının da disüriye sebep olduğu bilinmektedir.
Risk Faktörleri:
Disüride risk faktörleri konstipasyondan konjenital üropatilere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar:
*Genetik: Konjenital anatomik veya fonksiyonel malformasyonlar
*Önceden geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonu yenisi için risk faktörüdür
*Yaşam tarzı: Balayı sistiti yeni evli kadınlarda yoğun cinsel aktiviteye bağlı
*Cinsel yolla bulaşan enfeksiyona bağlı disüri: Korunmasız şüpheli kişilerle cinsel ilişki yaşayanlarda
*Gebelik
*Psikososyal: Cinsel istismar
*Kateterizasyon - İdrar sondası takılması
*Diyabet
Tanı:
-Kişinin öyküsünde mutlaka disürinin yeri, sıklığı ve şiddeti sorgulanmalıdır. Özellikle disürinin yeri tanıda önemli ipuçları verebilir. Erişkin kadınlarda eksternal disüri idrarın inflame olmuş vajinal labiadan geçişine bağlı olarak vajinal enfeksiyonu veya enflamasyonu akla getirir. Buna karşın internal disüri bakteriyel sistit veya üretriti düşündürür.
-Ağrının idrar yapmaya başlarken olması üretral bir enflamasyonu düşündürürken, idrar yaptıktan sonra olması daha çok mesane enflamasyonunu düşündürür.
-Öyküde mutlaka disüriye eşlik eden diğer semptomlar da sorgulanmalıdır. Disüriye eşlik eden üretral bir akıntı büyük oranda üretrite bağlıdır. Erkeklerde üretral akıntı ve disüri birlikteliği cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık semptomudur. Bu durumda şüpheli bir cinsel ilişki veya daha önce cinsel yolla bulaşan bir hastalık öyküsü mutlaka sorgulanmalıdır.
-Öyküde hastanın lokal hijyen ürünleri ve bitkisel maddeler kullanıp kullanmadığı sorulmalıdır.
-Disüriye eşlik eden diğer semptomlar da kaydedilmelidir. Disüriye bulantı veya kusmanın eşlik etmesi, üriner sistem taş hastalığını veya komplike olmuş bir idrar yolu enfeksiyonunu akla getirmelidir.
-Disüri şikayeti ile başvuran sağlıklı cinsel aktif kadında, eğer vaginal semptom yok ise, %70 ihtimalle idrar yolu enfeksiyonu vardır.
-Tam bir fizik muayene yapılmalıdır. Eğer disüri, en sık sebep olan komplike olmayan üriner enfeksiyona bağlı ise suprapubik duyarlılık dışında bir bulgu tespit edilemeyebilir.
-Batın muayenesi önem taşır. Çünkü üreter, böbrek ve mesane enflamasyona ait önemli ipuçları verir. Kostovertebral açı hassasiyeti mutlaka bakılmalıdır ve eğer çok şiddetli ise pyelonefrit olasılığı göz ardı edilmemelidir. Kostovertebral açı hassasiyeti, bulantı, kusma, bel ağrısı disüriye eşlik ediyor ve hastanın ateş 38o C’nin üzerinde ise üst üriner sistem enfeksiyonu düşünülmelidir.
-Pelvik muayene her hastada gerekli olmayabilir. Disüri ve idrara sık çıkma şikayeti belirgin, vajinal akıntı ve iritasyon bulguları olmayan hastalarda pelvik muayene gereksiz olabilir. Ancak pelvik enflamatuar hastalık şüphesi varsa mutlaka yapılmalıdır. Pelvik muayenede alt batın ağrısı, hareketle ağrılı bir serviks ve adneksiyal hassasiyetin bulunması pelvik enflamatuar hastalık için önemli bulgulardır.
-Disürili hastada pelvik ve dış genital organ muayenesinde üretral akıntı, travma veya şüpheli lezyonlar açısından dikkatli olunmalıdır.
-Kadınlarda sık görülen basit komplikasyonsuz sistitte klasik disüri, sık idrara çıkma ve urgency varsa öykü ve fizik muayene dışında hiçbir tanı testinin gerekli olmadığı ve direkt antibiyotik tedavisi başlanabileceği yönünde birçok kanıt mevcuttur.
-İdrar tetkiki: Disürinin en sık nedeni idrar yolu enfeksiyonları olduğu için idrar tetkiki çoğunlukla yararlı olacaktır.
Striple İdrar Tetkiki: Lökosit esteraz lökositler tarafından üretilir ve lökosit varlığını, idrarda bakteri olduğunu gösterir. Nitrit varlığı da bakteriüriyi ve olası idrar yolu enfeksiyonunu gösterir. Ancak nitrit ve lökosit esterazın negatif olması idrar yolu enfeksiyonunu ekarte ettirirken akut üretral sendromu ekarte ettirmez.
Mikroskop İle İdrar Tetkiki: Santrifüj edilmiş idrarda 40’lık büyütmede her alanda 5’ten fazla lökosit bulunması piyüri olarak kabul edilir. Piyüri varlığı idrar yolu enfeksiyonunu gösterir ancak akut üretral sendromda da pozitif olabilir. Piyüriye çoğunlukla bakteriüri eşlik eder ancak prostatit, nefrolitiazis, ürolojik neoplazmlar, fungal veya mikobakteriyel enfeksiyonlarda bakteri bulunmayabilir. Bu durumlarda steril piyüri izlenebilir.
-İdrar Kültürü: Komplike olmayan ve tekrarlayan disüri şikayeti olmayan hastalarda idrar kültürü veya başka bir laboratuvar tetkikine gerek yoktur. Hasta eksternal bir disüri tanımlıyor ve üretral veya vajinal bir sebep saptanmışsa yine idrar kültürüne gerek yoktur. Hastada pyelonefrit saptanmışsa idrar kültürü alınmalıdır. Tedaviye rağmen düzelmeyen disüri vakalarında mutlaka idrar kültürü alınmalıdır.
-Görüntüleme Yöntemleri: Disüri tekrarlıyorsa ve üriner enfeksiyon olarak seyrediyorsa özellikle taş olasılığı açısından direkt grafiler, intravenöz pyelografi ve ultrasonografi gerekebilir. Disüriye hematürinin eşlik ettiği ve hematürinin uzun sürdüğü durumlarda böbrek ve mesane tümörünü ekarte etmek için ultrasonografi gerekebilir.
Tedavi:
-İlaç tedavisini yaparken seçilecek ilacın özellikleri enfeksiyon etkeni olan patojenler üzerine etkili olmalı, klinik çalışmalarda belirlenen endikasyonlar için etkili olmalı, ilaç iyi tolere edilebilmeli, %20 üzerinde direnç olan ilaç kullanılmamalı ve ilacın maliyeti düşük ve ulaşılabilir olması gerekmektedir.
-Ülkemizde bilinçsiz antibiyotik kullanılması nedeniyle maalesef bir çok etken maddeye karşı önemli oranda direnç gelişmiştir.
-Non-komplike idrar yolu enfeksiyonlarında etken %70-95 E.coli’dir. Özel durumlar dışında ampirik antibiyotik tedavisi verilebilir. Ampirik tedavide:
*Fosfomisin trometanol tek doz
*Nitrofurantoin 7 gün
*Ciprofloksasin 3 gün
*Levofloksasin 3 gün
*Ofloksasin 3 gün kullanılmalıdır.
Gebelerde ise amoksisilin, sefaleksin ve nitrofurantoin kullanılabilir. Gebelerde ve çocuklarda kinolon kullanılmamalıdır.
-Diğer öneriler:
*Günlük en az 2-2,5 lt su içilmeli
*Kişisel hijyene dikkat edilmeli
*Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda mutlaka partnerin de tedavi alması sağlanmalı
*Diyabetik hastalarda asemptomatik üriner enfeksiyon tanısında dikkatli olunmalı
*Kadın hastalarda tuvalet temizliğinin önden arkaya yapılması söylenmeli, antiseptik solüsyonlar kullanılmamalı, iç çamaşırlar pamuklu seçilmeli ve sık değiştirilmeli
*Özellikle çocukların uzun süre idrar tutmamaları konusunda aileler bilgilendirilmelidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
ÜRİNER SİSTEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Tam İdrar Tahlili Nedir? Normal Değerleri Nelerdir? Aç Karnına mı Yapılıyor..
Sistit tedavisi, sistit ilacı, sistit için antibiyotik, sistit nedenleri, s..
Uzmanlar, sağlıklı yaşam için gereğinden fazla su içilmesinin ciddi sağlık ..


bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=