Lütfen bekleyin..



Tularemi Nedir? Nasıl Bulaşır?

Tularemi Nedir? Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıldır? Korunma Yolları Nelerdir?

Tularemi, Francisella tularensis’in neden olduğu özellikle Kuzey Yarım Kürede görülen zoonotik bir enfeksiyon hastalığıdır. Klinik bulgular bakterinin vücuda alınış yoluna göre değişen özellikler gösterir. İnsanlarda veba benzeri ülseroglandüler hastalıktan pnömoniye kadar değişen farklı klinik tablolara neden olmaktadır. Ülkemizde Trakya, Marmara ve Batı Karadeniz Bölgeleri başta olmak üzere, birçok bölgede tanımlanmıştır. Su kaynaklı küçük salgınlara yol açar. Hastalık her yaş grubunda görülebilir. Etkenin doğal rezervuarı kemiricilerdir.
Tularemi, özellikle Kuzey Yarım Kürede görülmekte, zaman zaman da epidemiler yapmaktadır. Genellikle hayvan temasının daha fazla olduğu ve hijyenik koşulların yetersiz olduğu kırsal alanlarda görülmektedir. Nadiren şehirlerde yaşayanlarda da bildirilmektedir. Ülkemizde klorlanmamış su tüketimi, kontamine gıdalar bulaşta esas rolü oynamaktadır; su kaynaklı tularemi salgınları özellikle Marmara ve Karadeniz Bölgesinden bildirilirken, son yıllarda İç Anadolu bölgesinden de yeni vaka bildirimleri yapılmıştır. Hastalığın ülkemizde endemik olarak bulunduğu ve küçük salgınlara neden olduğu söylenebilir.
Risk Grupları:
* Düşük sosyoekonomik düzey
* Toplu kalabalık yaşam
* Olumsuz hijyenik koşullar
* Yetersiz ve kötü beslenme
* Çiftçiler
* Avcılar
* Orman işçileri
* Veterinerler
* Laboratuvar çalışanları

Francisella tularensis, doğada oldukça yaygındır ve çoğunlukla yabani tavşan, sincap, su ve tarla faresi, kunduz, geyik ve rakun gibi kemirici vahşi hayvanlar bakterinin doğal rezervuarlarıdır. Keneler, doğadaki enfeksiyon odaklarının kalıcılığını sağlamada önemli rol oynarlar. Vahşi hayvanlar arasında ve vahşi hayvanlardan sığır, keçi, koyun, at, domuz, kedi ve köpek gibi evcil hayvanlara bakteri keneler ve kan emici sinekler aracılığıyla taşınır.
İnsan ve evcil hayvanlar, F.tularensis rastlantısal konağıdırlar.
İnsanlara hastalık bulaşının yolları:
1. Enfekte kene veya sinek gibi vektörlerin ısırması
2. Enfekte hayvan, hayvan ürünleri-çıkartılarıyla (idrar, dışkı ya da kan) temas ya da bu hayvanlar tarafından ısırılma
3. Enfekte ölü hayvan ile temas
4. Enfekte hayvan dokusu veya çıkartıları ile kontamine suların veya hasta hayvanların etlerinin iyi pişirilmeden tüketilmesi.
5. Aerosol şeklinde bulunan kontamine su veya toz partiküllerinin solunması (laboratuvar çalışanlarına bulaş açısından en sık sorumlu tutulan yoldur).
6. Ağzında mikroorganizmayı barındıran hayvan tarafından ısırılma (evcil hayvanlar dahil)

Bu yollardan biri ile organizmaya giriş yapan etken, bölgesel lenf nodlarına yayılır. F.tularensis konak makrofajlarında replike olur, lenfohematojen yolla yayılır. Bakteremi erken fazda sıktır.
Tularemi, insandan insana bulaşmaz. Bu nedenle, hasta ile temas edilmesi veya aynı ortamda bulunulması hastalık gelişimi açısından risk taşımaz.
Klinik Özellikler
Tulareminin klinik bulguları bakterinin konağa giriş yerine, virülansına, inokülasyon dozuna ve konağın immün durumuna bağlı olarak değişir. Hastalığın klinik bulguları bu özelliklere göre orofarengeal, ülseroglandüler, glandüler, oküloglandüler, tifoid ve pnömonik tularemi olarak altı klinik formda incelenebilir. Klinik seyir asemptomatik veya subklinik hafif klinik tablolardan, ağır sepsis tablosuna kadar değişen, hatta mortal sonlanan geniş bir yelpazede seyreder.
İnkubasyon süresi ortalama 3-5 gündür (1-21 gün arasında değişebilir). İnkübasyon süresini takiben boğaz ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, sırt ağrısı, baş ağrısı, titreme ile yükselen ateş ve terleme ile başlar. Bu klinik bulguları hastalığın lokalizasyonuna, etkenin giriş yoluna göre değişen farklı bulgular izler;
Ülseroglandüler / Glandüler Tularemi: Vakaların %60-80’ini oluşturur. Hastalığın bu formunda enfekte hayvanla temas/kene ısırığı sonrası gelişen deri lezyonları ve lenfadenopati vardır. Mikroorganizmanın giriş yerinin etrafında ilk olarak kırmızı renkli, ağrılı papüler bir lezyon oluşur ve takiben bölgesel lenfadenopati gelişir. Ateş yüksekliği saptanır. Daha sonra papülde ülserasyon gelişir ve birkaç hafta içerisinde genellikle iz bırakarak iyileşir. Bölgesel lenf nodları belirgin olarak büyür ve bu durum aylarca devam edebilir. Ülseroglandüler formda klinik bulgulara hastaların yarısında pnömoni tablosu da eklenebilir. Etkenin konağa giriş yerinin bilinmediği, hassas lenfadenopati ve ateş ile seyreden klinik tablo “glandüler” tularemi olarak tanımlanmaktadır. Ülseroglandüler/glandüler form Kuzey Amerika, İskandinav ülkeleri ve Kuzey Avrasya’da en sık bildirilen klinik form iken, ülkemizde nadirdir.
Orofarengeal Form: Kontamine su ve gıdaların alınması sonucu bakterinin oral mukozadan girmesi ile oluşur ve ülkemizde en sık görülen klinik tablodur. Klinikte ateş, boğaz ağrısı, oral ve farengeal müköz membranlarda kızarıklık ve püstüler değişiklikler görülür. Tonsillerde büyüme, hiperemi veya difteridekine benzer sarı-beyaz renkli psödomembranlar gözlenebilir. Yaygın servikal lenfadenopati gelişir. Bu klinik tablo streptokokal tonsillit, difteri, enfeksiyoz mononükleoz ve tüberküloz lenfadenit ile karıştırılabilir. Olgular genellikle akut streptokoksik tonsillofarenjit ön tanısı ile beta-laktam grubu antibiyotiklerle tedavi edilmeye çalışılır ama tedavi başarısız olur. En sık saptanan komplikasyon lenf nodu süpürasyonudur.
Oküloglandüler Form: Mikroorganizmanın konjonktivadan girmesi sonucu (kontamine ellerle gözlerin kaşınması, enfekte hayvanın vücut sıvılarının konjonktivaya sıçraması veya kontamine su ile temas) oküloglandüler tularemi gelişir. Ağrılı konjonktivit, sarı konjonktival ülserler, preauriküler, submaksiller veya servikal lenfadenopatiler gelişir.
Pnömonik Form: Primer olarak infeksiyöz aerosollerin solunması (primer pleuropulmoner hastalık) veya bakteremi sonucu gelişen klinik tablodur. Akciğer tutulumu, tek veya iki taraflı lober, segmental veya yamalı infiltrasyon şeklinde olabilir. Nadiren miliyer tutulum, kavitasyon veya kistik yapılar gözlenebilir. Hastalarda kuru öksürük, plöritik göğüs ağrısı, ateş ve miyalji vardır.
Tifoidal (Sistemik) Form: Nadir görülen klinik formdur ve nedeni bilinmeyen ateşe sebep olur. Genellikle ülser ve lenfadenopati bu formda saptanmaz. İshal görülebilir. Bakterinin konağa giriş yolu büyük olasılıkla oral yoldur ancak tam olarak belirlenemez. Tifoidal formda, yüksek ateş, şiddetli başağrısı, bulantı, kusma, ishal ve karında hassasiyet mevcuttur. Genellikle birçok organın tutulmasına bağlı olarak pnömoni, menenjit, hepatit, kardit (rölatif bradikardi) ve nefropati gelişir. Yüksek mortalite oranına (%30-60) sahiptir.

Laboratuvar
Tulareminin hastalığa özgü laboratuvar verisi yoktur.
Tedavi
Tularemi tedavisinde, aminoglikozidler, tetrasiklinler ve kinolonlar önerilmektedir. Hastalığın erken döneminde başlanılan antibiyotik tedavisi daha başarılıdır.
Korunma ve Kontrol
Tularemiden korunmak için, mikroorganizma ile temasa neden olan durumlardan kaçınmalıdır. Hayvan derisi yüzülürken eldiven giyilmesi, ölü hayvanlarla temas gereken durumlarda eldivenin yanı sıra maske ve gözlük kullanılması önerilmektedir. Vahşi hayvan etlerinin yenmeden önce iyi pişirilmesi, ölü hayvanlar tarafından kontamine edilen suların kullanılmaması gereklidir. Su kaynaklı tularemi salgınlarından korunmada uygun klorlama işlemi yeterlidir. Salgın görülen yerleşim birimlerinde sular kaynatılarak içilmeli ve dezenfeksiyon sonrası kullanılmalıdır. Kene ısırıklarından eldiven, önlük ve çizme gibi bariyer önlemleri ile korunulmalıdır. Gıda depolarının fare ve diğer kemiricilerle teması önlenmelidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
BULAŞICI HASTALIKLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Adenovirüs Enfeksiyonları Nedir? Nasıl Bulaşır? Belirtileri ve Tedavisi Nas..
Hantavirüs Enfeksiyonu Nedir? Nasıl Bulaşır? Tedavisi ve Korunma Yolları Ne..
Zika Virüs Nedir? Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir? Korunma Yolları Nele..

Sağlık ve Tıp

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=